1. Oynamaya Çağrılan İnsanlar: Abicim gelin ve damatın 7 ceddini, 7 sülalesini, çağırıyorlar düğünlerde. Çalgıcı adam iki saat enstrüman çalıyorsa dört saat anons yapıyor. O gelsin, bu gelsin... Doktor kapısı gibi lan.. Düğünde de kapıya bir numaratör koyup sırayla oynamaya çağırmalarını bekliyorum ben 5-10 seneye. "72 numara buyrun sıra sizde" gibi..
Ne gerek var ki? Orada oynamak anayasa maddesi değil sonuçta. İsteyen oynasın sabaha kadar, tutan mı var? Yeşilçam'da bak ne güzel Hulusi Kentmen, bir Arap Celal, efendim Numar Terziyan ustadlarımızın "çal bi kasap havası da kurtlarımızı dökelim bee, ne bu caz maz" deyip pistin anasını ağlattığı filmleri hatırlıyorum Cevat Kurtuluş'un da orkestrada çaldığı.. Neyse konuya dön; isteyen çıkar oynar. Israrla, zorla, dayakla, depikle olacak işler değil bunlar güzel kardeşim.
- kalk kız kalk, hadeee
+ la siktir git
- oh oh gel gız gel. valla ölümü gör!
+ ah keşkem!
Ne ki bu yani?
2. Pistte Dolanan Veletler : Ciddi bilim çevrelerince insanlık tarihinin, ulan bıraktım insanlık tarihini, Big Bang'den beri var olan şanlı galaksi tarihinin en eski anonsu olarak kabul edilen "Lütfen çocuklarımızı pistten alalım" anonsu ile beraber Dünya'nın Orojenez evresinden beri var bu veletler . Ha bi dölek durun la! O pistte öyle mal gibi hoplayıp zıpladın, noldu? Götün göğe mi erdi? Bana bunu bi açıkla ya. Valla bak. Zaten bir saat sonra ananın kucağında dördüncü uykuyu alıyor olacaksın. Napıyon sen ya? Hayır, biz daha pist manzaralı masa bulamamışız, sen ne ara o ortamı kurdun da balonla zıplıyon bre pezevenk?
3. Radarcı Teyzeler: Ahaa! Bunlar da düğün hadisesinin zincirleme olmasını sağlayan, Allah-ü Teala (c.c) tarafından doğanın sürekliliğini sağlamakla görevlendirilmiş kutsal insanlar. Bavul gibi çantalarını kucaklarına alaraktan bütün düğün boyu sonar atıp düğün salonunun abazan haritasını çıkarır bunlar. Düğünde radarlarına takılan oğlan/kız kısmının tanışmasına vesile olarak üreme döngüsünde görev alıyorlar. Bunu kendilerine kutsal bir görev addetmişler güya..
"bak bilmem kimin kızı öğretmen çıkmış, kalk dansa kaldır"
"bak bilmem kimin oğlu müendiz, dohtur çıkmış. bi değerlendir derim"
Sen gel bi kucağıma, şunu değerlendir manyak.
4. Takı Merasimi: Ovv işte, düğünün en civcivli evresi bu. Takı merasimi, düğün sahiplerinin bundan sonra göbek mi atacağını, yoksa köşeye geçip ağlayacağını mı belirleyen başat faktördür. Zira takılan altın, dolar, yuro, riyad, gayrimenkul, taşınmaz mallar neyim, düğün masrafını karşılayıp artıya geçirdiyse at göbeği, her hafta düğün yap, nikah tazele anasını satayım. Yok değilse, bir köşeye sin ve ağla. Neymiş, " Ya çocuğu everdik/verdik, bu günleri de gördük ya, duygulandım. Ondan ağlamaklığım" mış. Siktir lan çakal seni:)
Bir de bu altını takan kısım var ki ilginç şekilde sıraya falan geçiyorlar. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezi hesaplıyor yavşaklar. " Bu sene şunun düğününde çeyrek, buna burma, ona yarımlık taktım. Bizimkinde onu takarlar, bunu takarlar... Bu sene iyi takı yaptık haydi hayırlısı"
anons eşliğinde takı töreni (temsili resim)
"haladan burma haberi mi vaar? beşi birlik mi geldii?"
Ulan IMKB bileşik endeksini kafadan hesaplayan o brokerlar, finans uzmanları falan bok yemiştir senin yanında be. Hesap yapıyo herif. İçinden gelir takarsın, neyin hesabını yapıyorsun ? Gelmiyorsa da takma, gitme düğüne yahu, nedir?
Sen bu kafayla gidersen ben de sana takıcam, sen bi dur...
5. Sotede Bira-Çerez Yapan Gençler: Spesifik olarak mahalle düğünleri olarak tabir ettiğimiz düğün çeşidinin yardımcı oyuncuları olarak görev alırlar. Bir arabanın arkasında kaldırıma oturup çitlek çitleyerekten birayı götürürler. Ama çok kasvetli ortamdır o. Anam anam anam.. Düğünde gelin veya damat tarafına mensup, pistte oryantal gibi oynaşan, kıpraşan hafif meşrep hatunla gayri ihtiyari kesişmiş, bunu bir elektrik olarak algılamış (olm keşisiyoooz lan. yedi bitirdi beni abiiiğ.. lan olm valla bak), kafasında sevgili olup, evlenmeye ramak bırakmış canım benim. (Hayallerde yaşıyor bazı ibneler!) Hatun bunu iplemeyince de ver etmiştir Ferdiyi Orhanı... Olum o bakış "ulan pek yakın oynuyo bana, şu kalabalıkta sürttürmesinler? Şurada düğüne gelip götü çizdirmek var" bakışı olmasın?
6. Sabah Namazına Müteakip Okunan İlahi: Benim dinle, imanla, bu ilahileri, efendim bu hatm-i şerifleri okuyan nur yüzlü hoca efendilerimizle hiç bir poroplemim yok. Vallaha yok, billaha yok. Sana sığındım, sana inandım, senin herşeye gücün yeter. Amin.
Benim poroplemim festival havasında, takribi 2-3 gün devam eden düğün sürecindeki ikilemlerle, dilemmalarla. Karagözüm, cumartesi gecesi o mübarek gecede elemanlar içkinin, alkolün dibine vururlar bu düğün muhabbettinde. Göz gözü görmez diyorum yaa, o biçim içilir...
Ee, sen daha ayıkacam diye bol sirkeli-sarımsaklı işkembe çorbasına abanırken, gül yüzlü hoca efendi orada "okumuş olduğumuz dualardan, ilahilerden hasıl olan sevabı peygamber efendimizin, şehitlerimizin, geçmişlerimizin ruhlarına hediye eyledik ya Rab! Hastalara şifa, dertlilere deva, borçlulara eva ver. Subhane rabbike rabbil izzeti amma yesifun ve selamun alel murselin vel hamdu lillahi rabbil alemin el Fatiha" diye dua ettiriyor. Öyle bir huşu, öyle bir rahatlama, öyle bir efsunlu ortam... Sonra düğün bittikten sonra akşamına tekrar barlarda, tiskolarda içkiler, alkoller, türlü yiyişmeler, sevişmeler. Balayında sahile ortama akıp türlü sapkınlıklar...
Benim adım Mmg arkadaş! Ben bu ikilemi bozarım aga! Baş koydum bu yola. Görev adamıyım... Xavi'yim, İniesta'yım...
Bakın olm, bundan sonra balayına umreye gidilecek lan! Alkol içilmeyecek yerine üzüm yenecek (RTE'nin buyurduğu üzere). Ya heptir, ya hiçtir.. Ne öyle lan hem içkimizi içeriz, hem mevlitli düğün. "Abi cumaları hiç kaçırmam" gibi. İkileminizi, ikiyüzünü siktirtmeyin bana! (kendimi sükunete davet ediyorum)
Ama ben bu güzide hocalarımızı, pek muhterem hafızlarımızı, imamlarımızı vakit konusunda da uyarmak istiyorum. Ne diyor Şeyh Edebali: Öfke bize, uysallık sana; İğne bize, çuvaldız başkasına...
Bakınız Hafız Bey, Sayın Hoca, Bay İmam; Pazar günü nedir? Evet, doğru, biliyorsun sen. Bir kısım gavur tebaanın kilisede tapınma günüdür. Başka nedir? Bilemedin mi? Ben sana söyleyeyim: Tatil lan tatil.. İnsanlar öğleye kadar osura osura uyumak ister tatilde. Yani düğün var, evlenenler akşamına sevişecek diye; sünnet var, veledin çükünün yarısı koparılacak diye senin huşu içerisinde söylediğin ilahilerle beni sabahın köründe uyandırıp bundan hayli etkilenecek olan benim alternatif küfürlerle sana eşlik etmemin ne anlamı var? Bu ilahiler sabahın köründe okunacak diye bir ayet mi var? Yok.. Öğleden sonra okunursa kabul olmaz mı? Olur.. Sevabı olmaz mı? Olur.. Topun yarısından fazlası çizgiyi geçse gol olur mu? Olmaz.
7. Gelin Tarafı İkilemi: Lafı fazla dolandırmayacağım burada. Yahu gelin evinden hatun kişi gelin konvoyuna dahil edilirken (a.k.a gelin almak), hatun tarafının salya sümük ağlayıp (o yetmiş kiloluk makyajı bozmamak için de göz yaşı silerken seksen takla atarlar amına koyim ), bundan bir saat sonra o yetmiş kilo makyajıyla düğünde göbecikler atmasını, bunların yanında Dansöz Asena'ya ancak bok yemenin düşmesini falan anlayamıyorum kardeşim ben. İnsan olan insan, yani bir insan, 1 saat içerisinde tamamen zıt kutuplarda olan bu duygulardan başka duygulara nasıl gark olabiliyor hemi vallaha hemi billaha anlamadım ben bu işi arkadaş neymiş bu işin sırrı..
Arkadakiler aranızda konuşmayın, sesli söyleyin de hepimiz duyalım. Gülünecek bir şey varsa hepimiz gülelim.
8. Düğün Pastası: Sanatçılar, Yaratıcı dimağlar, Hayranlık uyandırıcı beyinler!
Bilirsiniz değil mi düğün pastasını? Yeniyor. Mimari olarak, ebat anlamında, kütle bağlamında Paris Eiffel Kulesi ile benzerliği tüm bilim çevrelerince kabul edilmiş; hamurdan çok, kartonpiyer, köpük, karbon-fiber gibi nano-teknoloji ürünü malzemeler ile özenle üretilmiş bir pasta, salonun ortasında 50.000 taraftarın önünde gelin hanım ve damat beyefendi ortak yapımı bir tiyatro ile kesilmektedir. Bi sikime derman olduğu varmış gibi doktorların ameliyat için aldığı "bıçak parası" tarzı bir meblağı oradaki "bıçak kesmeyor abey hehehe" diyen, Arkham Asylum'dan kaçmış Joker gibi ibne ibne sırıtan garsonlara vermek zorundasındır. Ben olsam o tanımlamakta zorlandığım döner bıçağı ve ışın kılıcı arası şeyi alıp o garsonu düğün salonu boyunca kovalarım.
illüstrasyon
Eheh, bu pastayı damatnan gelinin yeme olayı da ayrı sinemadır..Çatallar çapraz tutulur falan. Oğlan kıza, kız oğlana yedirir. İki tarafın "akşam da böyle yediricem sana" mesajı mı acaba?
9. Yol Kesiciler: Bu olay; düğünde taraf olmayan, dün maçını kazanmış, bu akşamki rakip takımların maçlarının sonucu bekleyen takım misali dış kapının mandallarınca, dahili ve harici bedbahtlarca damadın artık tüm kalelerini ve tersaneleri zapt etme amacıyla "de facto" olarak gerçekleştirilen, toplumun yüzyıllardır süregelen sosyo-ekonomik, neyşınıl-cografik, efendime söyleyim porno-grafik koşullarına dayandırılarak kurumsallaşmış bir olgu. (vay anam vay)
Örneğin; Selçuklu zamanında at ile giden konvoyun önüne eşekle atlayıp, bahşiş koparmacalar ile işleyen süreç, günümüzde cipin önüne ışıkta atlama ile, normal yolu eşkıyaymışcasına, davaroymuşcasına kapayıp para kapmacalar ile vuku bulmakta. Hoş, bazı köftehor damatların kesilmiş kağıtlar, sahte paralar ile bu yol kesicileri tersolara yatırdığını son zamanlarda müşahade etsek de etik anlamda nahoş bir durum olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Ancak bu yol kesici dangalaklarda heralde 500 tl falan verilmesini istiyor arkadaş. "Olmadı al hatunu sen götür" diyecek raddeye gelebiliyor damat beylerimiz. O yüzden bu kurum, ya kaldırılmalı ya da bir orta yol bulunmalı. Mesela berberde yazan sadece saç 5tl, saç-sakal 8tl tarzı bir fiyat tarifesi bunlar için uygulanabilir. Türkiye Yolkesiciler Odası tarafından çıkarılacak bir liste ile "araba ile yol kesme - 50 lira", çoluk çocuk kısmının kırmızı ışıkta yol kesmesi "çocuk başı - 5 lira" gibi sabit fiyatlara bağlanabilir.
Devlet buna bir çare bulmalı. Toplumun yarayan kanasıdır bu...
10. Halay Başı Başkomutan: Düğün olayında gurudur. Pistlerin aranılan ismidir. Yıllardır kazandığı tecrübeler ışığında, eline aldığı mendille gruba komuta eder, takımı saha içinde yönlendirir, boşa kaçar, kenarlara inip orta açar, "tili tili tili" diye zılgıt çekip coşkuyu artırabilir hatta. Var böyle bir yetkisi.
Eğer davulda ve back vokallerde Mike Portnoy, Dave Lombardo gibi isimlerin olduğu düğün orkestraları çalıyorsa bazen artislik hareketler yaparak halayda aksak ayak atabiliyor. Tabi grup saçmalayabiliyor sonra, ayrı. Bazen avratlarla heriflerin haremlik - selamlık olduğu durumlarda birkaç halay grubu birden pistte olabiliyor. Bu yüzden Osmanlı'da halaybaşları senkronizasyonu sağlamakla da görevliydi.. Zinhar ciddi bir kompozisyon yeteneği gerektiriyor.
Akbank reklamlarında (naran naran nan ne nanna ne nanna ) yönetmenin bunları kullandığı vakidir. Hatta ben işi biraz daha büyütüp bu yetenekli insanlarımızı düğün köşelerinde kaybetmek yerine onların 19 Mayıs gösterilerinde değerlendirilmesini, beden öğretmenlerinin üstündeki o ağır yükü kaldırmalarını istiyorum.
Pink Floyd Halay Dörtlüsü
Ancak bu adamlar, yani halaybaşları, öyle sen ben gibi adamlar değiller. Müthiş bir egoları var. Başkomutan dedik ya zaten... Her ne kadar düğün çıkışında öyle abartılacak insanlar olmadıklarını görsek de bunun lamı cimi yok, adam pistte, sahada devleşiyor abi. Ben çıkamıyorum bile oraya, düşün. Mesela bir keresinde pistte dolanan bebenin kafasına tam otomatik ısı güdümlü ayakkabımı çıkarıp atmıştım. Ayakkabı hedefini bulup, imha ettikten sonra gidip alamamıştım. Ben, oraya çıkmaya bile korkan, utangaç, çekingen, adi, şerefsiz, yavşak bi insan iken, o orada olaylara komuta ediyorsa saygıyı göstereceksin hacı. Saygıda kusur etmiceksin.
Neyse ego dedik ya; şimdi bu Napolyonlar, Cengiz Hanlar, Selahaddin Eyyubiler, Ajdarlar falan taht kavgalarına girişiyor bazen. Benim karşılaştığım bir durumu anlatacak olursam; sol uçtaki ile sağ uçtaki, ikisi de kendini halaybaşı sanıyordu. Düğünde hangisinin olacağına dair bir seçime, referanduma gidemedik malum. Biri oraya, biri oraya çekiyor derken tak koca grup yerle yeksan olmuş, yerleri yalıyolar.(halatla çekme yarışması) Vay anam ! Kızlar o topuklu ayakkabılarnan götünün başının göründüğüne mi yansın, erkekler millete rezil rüsva olduğuna mı yansın.. İşte efendiler; merkezi yönetimin, yönetim otoritesinin sırrı burada yatıyor. İki dakkada perişan olursun böyle işte.
Yazı sonrası peşin not: Sen böyle klişe mlişe yazıyosun ama sen çok mu egzantiriksin, alternatifsin diyecekler için geliyor: Olm ben zaten klişenin allahıyım lan. Yolda bi inşaat görsem "yav ne beton gitmiştir buna" diyen bir adamım. Ne bekliyosun anlamadım ki amına koyim ?




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder