Bunları alt alta yazıp toplasak tasavvufa yöneliriz şerefsizim. Ney üfler, sema döneriz. Ebru sanatına da gidersen rüyanda Polat'ın pederi Ömer Baba'yı bile görebilirsin. Bizim memlekette dini bir ürkütme aracı olarak kullanan güruhun dangalak dayatmaları sonucu bunların mitlere, efsanelere dönüşmeleri; ardına Sadettin Teksoy'un, ağzı yüzü eğik meymenetsiz medyumların falan bunlardan ekmek yeme sürecinde kitle iletişim araçlarının bunları gözümüze gözümüze sokmaları neticesi kendi gölgemizi bile görsek Felak, Nas okuyan bireyler haline getirilmişiz. Hı hı evet, okuyunca gidiyo onlar. Bizzat şahit olmuş arkadaşlarım var. Hatta bir ara şeytanla feci oynadıydık lan. Herif bildiğin kondisyon yaptı. Spor salonuna gitse eşek yüküyle para alırlardı. Islık çalıyosun geliyo, besmele çekiyosun kaçıyo, ıslık çalıyosun geliyo, besmele çekiyon gidiyo. Sonra "abi tamam 90 dakikayı çıkaracak kondisyonum oluştu şu an, 4-3-3 mü, 4-4-2 mi oynuyoz" dedikten sonra Ajax alt yapısı edası ile yolu vermiştik kendisine. Besmeleyle.
(I am Jack's smirking revenge. Fight Club tayfa sen de gel.)
Eskiden Berna Laçin taş gibi bi hatun iken Kanal D'de Sınır Ötesi diye bir programın sunucusu idi. O programın konsepti de bu tip şeylerdi. Tecavüz sahnelerinde genelde kendi başına debelenen bir hatun tasviri yapıyorlardı. Tecavüzcü cini nasıl canlandırıcan ki zaten? Bölüm başı anlaşma mı yapıcan? Sonra da hatun hoca hoca filan geziyordu galiba. Hiç dişi bir cinin, perinin erkeğe yavşadığını sonra seviştiğini görmedim gerçi. Mesela bana denk gelse öyle bir şey o dişi yaratığı doğduğuna pişman ederim. Hiç de mağdur edebiyatı yapmam. (alta bi diyalog kasardım da neyse bokunu çıkarmayalım, gece gelirler falan)
Kendi aleminde karı-kız kalmamış gibi abazanlıktan kırım kırım kırılan yaratıklar, in-cin-iblis tayfası, bu yecücler mecücler falan yatakta mışıl mışıl uyuyan namuslu kızlarımızı kirletir hale gelmişler, tecavüz eder olmuşlardı..Biz de çocuk aklı altımıza da sıçsak 4-5 arkadaş birbirimize sarılıp izlerdik bu programları. Tabi tüm bunlar bilinçaltımızda kalınca 4-5 arkadaşın sarılıp izlemesinin sonucu olarak gizli ibnelik mi dersin, bu metafizik yaratıkların yaptığı şerefsizliklerden, yok tecavüzlerden, adam çarpmalardan, türlü sinsiliklerden (yazarken iğrendim, orospu çocukluğunun bini bi paraymış) sonra onlardan korkmak mı dersin, insan şey (olm buraya psikolojiden bilimsel bi terim söyleyin lan) oluyor tabi. Gölgelerimizden korkar olmuşuz da haberimiz yok. Red Kit gibi ceza sahasında 9 kusurlu hareketten birini yapan gölgeye silahı da çekmemişiz, çekememişiz.
Na bu tip bir olayın benim başımdan arkadaş ortamlarında "hacı çok boktan bi yaşamımız var lan, ye iç yat nereye kadar, niye fantastik şeyler olmuyo bizim hayatta" deyip çemkirdikten 1 hafta sonra şu yaşta geçmesi ve benim de altıma sıçmama ramak kalması da ilginç bir anekdot olmakla beraber, her ne kadar günlük olaylara kozmik anlamlar yüklememe tarzını benimsemeye çalışan benim, Hac malzemeleri satan dükkanda cevşen, muska, nazar duası, Ayetel Kürs-i gibi magical item'lar falan aramıyor olmam da bu benimsememe olayında doğru yolda olduğumun göstergesidir a dostlar, gardaşlar..
Ver gong sesini de başlasın hikaye artık...
**************************
Memlekette yer kalmamış gibi ebesinin örekesine gecenin bi yarısı gidilmiş, en karanlığından kuytu köşe bir yer
seçilmiş, muhabbet bağına girilecek o gece. Liseli olup kamp kursak geceleri Show TV'nin yayınlayacak bişey bulamayıp yayına koyduğu, şu liselilerin sırayla öldüğü, son ikisinin de sağ kalıp kafayı sıyırdıkları kerameti kendinden menkul korku-gerilim filmlerinin başlangıcı olurdu zaten. Neyse hava güzel, ortam güzel, manzara güzel, yeniliyor içiliyor, muhabbet ediliyor.. Müzik var, Ankaralı Namık eşliğinde(!) break dans falan yapıyorum, en son arabanın tepesinde Ninja Tosbalar gibi kabuğum üzerinde kendi eksenim etrafında dönerken arkadaşların "Mehter Marşıyla geldik İzmir Marşıyla gidelim bu lanet yerden" anonsuyla kendime çeki düzen verip arabaya atlıyorum. Peygamber vitesiynen bayır aşşa inerken Cd-playerda çalan şarkıya o çocuksu mutluluğumuzla şaplaklarla eşlik ediyor, belki bundan sonraki hayatımın çok önemli bir noktasını haiz olacak bir gün olacağından habersiz kilometreleri (en fazla 10 km.'dir) tüketiyoruz. Sonra yol ışıklandırmasının olmadığı, sadece araba farının aydınlatmasıyla gidilen "kendin yak - kendin aydınlan" bir yerde devam ediliyor. Dönülecek bir viraj var ve ardına tekrar ışığa kavuşuluyor...
Virajı dönüyoruz ama araba farının ışık demeti yol ortasında bildiğin bostan korkuluğu gibi dikilen bi şeyin
üstüne yoğunlaşıyor. Ağzım ayrık bakakalmışım öyle. Diyaloğa gel sen:
ben: Jesus Christ! What the fuck is that man!
Orjinal Türkçe alt yazılı:
- Vay babayın atayın! Anasını bacısını s.kiyim olum bu ne laaaann!
(Çekirdek aile kavramını 2 cümlede perişan etmişim şaka maka)
Nasıl bir şey mi? Hemen betimleyeyim. Abi Kemal Sunal'ın Süt Kardeşler filmindeki rahmetli Yasemin Esmergül'ün oynadığı dadı mıdır, Arap Bacı mıdır ne sikimdir onu tut, sonra bu ota boka tören düzenlendiğinde folklor oynayan kızların giydiği o kırmızı mı pembe mi ne renk olduğunu kestiremediğim o yöresel elbiseleri fotoşopla buna giydir. Gözleri fal taşı gibi açıp parlat. Sonra kollarıda boston korkuluğu gibi kaldır. Viraja kadar hiç görmeden gelip tam çıkışında farların üstüne vuracak şekilde yolun ortasına montele. Vay amına koyim yazarken bile tüylerin diken diken oldu.. Ben sana tasvir etmende fotoğraflarla da yardımcı olacağım. Hizmette sınır yok beybi. (I am Jack's wasted life. Fight Club tayfa, selamlar nasılsınız?)
deleted scenes: kırmızı donun üstünde duran işlemeli şeyleri kaldırıyoruz hocam. Siyah yelekleri de keza.
Allah belanı versin ! Eee, aynı yerde mezarlık var. Saat de gecenin üçü. Arabada çıt çıkmıyor süzüle süzüle geçtik yanından.. Ee.. Bir de ben en öndeyim anasını satayım. En profilden otobüsteki 3-4 numara koltuğa oturmuş gibi gördük olayı, nası yapıcaz? Ulan madem bize orada göründüler siktir olup gitsene ordan! Yok abi.. Arkada biyolojik yaşı büyük olmasına rağmen beyin yaşı hala 17 yaşında ve kafası da iyi olan süper kahramanımız O.A. "Geri dön lan, geri dön. Konuşucam" deyince illa sıçıp sıvıcaz, üstüne de tüyü dikicez. Kaçışı yok. Ya diyemiyosun ki "Ölmek var dönmek yok! İlk hedefimiz bizim evin yakınlarındaki güvenli yerlerdir! Derhal siktir olup gidiyoruz buradan yüzbaşı! Bu bir emirdir" diye..
Adrenalin vücutta tavan yapmış bacaklarımı hissetmiyorum. Artı donuma da her an işiyebilirim ki fena sıkışmışım. Erkekliğe halel gelmesin diye susup kaldım. Nabıcan? Elemanların kucağa mı atlıcan "ayhh ben çok korktuuaaamm" diye. Biz döndük tekrar yaratığa doğru yöneldik ki zamanı bükercesine ışık hızıyla bir araba geçti ki saatte 300.000 km. topuklama hızı onların da korktuğuna dalaletti. Alemlerin tavşanı da biziz, biz geri dönüyoruz bakmaya amına koyim. Döndük, e her şey karşılıklı tabi yaratık da bize döndü haliyle. Hala 15 saniye önce yaşananlardan bir gram ders almamış, daha hala büyümemiş, biyolojik yaşı büyük olmasına rağmen beyin yaşı hala 17 yaşında olan O.A. kafayı pencereden uzatıp "teyzeeee, teyzeeee!" diye bağırıyordu. Sanki mahalle veletleri gibi "senin oğlan top oynarken bacağını kırdı" diye son dakika haberi geçecek deyus.
Bize yaklaşmaya başladı, türkü neyim söylüyo teyze.(fonda korkunç opera müziği ile beraber /amenooo minimiiii hooooo haaaa hiiii hoooo/ gibi şeyler mırıldanıyodu deyip gerilimi artırabilirdim de harbi türkü söylüyodu la) Arkadan gelen çığlıklar, bağrışmalar, "teyzeeee anan güzel mi gııızzz" sesleri eşliğinde sonunda siktir olup gittik ordan. Sonra arkadan bi ses "Mustafa korktun mu" deyince aha dedim yaraa yedik. Yaratık arabaya girdi, beni gözüne kestirdi, o ara insana dönüştü şimdi gerçek haline tekrar dönüp pervasızca, hunharca benim ağzıma sıçıcak. (I am Jack's cold sweat) Arkaya döndüm de Allahtan sesin sahibi o yaratık değilmiş. "Yoooo, yok yaaa, korkmadııım." dedim (siktir lan, korkmadımmış). Ses titrek hacı, Azer Bülbül'e bağlamışız direk, "Hee o da inandı sanki" iç sesiyle pot kırmamaya, erkekliğe halel getirmemeye çalışsam da yok abi betim benzim attı. O an kendime dev aynasında değil boy aynasında bir bakmak istemiştim acaba betim benzim atınca nasıl oluyorum diye.
İsabet ki olaylar daha da büyüyüp korku-gerilim filmi halini almadı. Yine aynı yol üzerinde geçen, başrolünü beyin yaşı hala 17 yaşında olan O.A.'nın oynadığı bir olay anlatılıp ortamdaki gerginlik alındı, geyikten geyiğe atlamak için
gerek ve yeter koşullar sağlandı. Neyse haciko araba ahalisi evlere servis yapıldıktan sonra 4 kişi kalıp evi
dağ başında ve beyin yaşı hiç yazı boyu hiç değişmeyip hala 17 olan O.A. ve arkadaşını bırakmaya gittik. Nerde dağ başını duman almış, nerde kenarda köşede sote yer var, ören yeri var biz ordayız ya anasını satayım çıktık dağ başına..Issız bir tepede ağaç dibine def-i hacetimi giderirken arabada çalıyor olan TRT sanatçılarından Ankaralı Namık'ın sazı ve sözü ile eşlik ettiği Ankara yöresine ait "ne kadar sallarsan salla dona düşer son damla" türküsü ile beraber şu dingil hayatta korktuğum diğer iki şeyin kesif sesi yaklaşarak artıyordu: İt ürümeleri ve Ramazan davulcusu...
( Sunay Akın gibi hikaye bitirmenin dayanılmaz hazzı, ovvv beybi)
****************************beyzd on e turu sıtori***************************
Yaa, öyle işte. Naparsın. Anı bunlar hep. Toruna şeye.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder