Sayfalar

Yılbaşı Limitsiz Tarife

 Bizim memlekette Yılbaşı kavramı, yıllar ardışık sayarken yerinde durmayan değişen bir kavram olagelmiş. Örneğin 70'lerde tek kanal döneminde milli piyango çekilişi, dansöz hadisesi, Zeki Müren ve hatta Neşet Ertaş'a kadar uzanan yılbaşı eğlenceleri, 80'lerde yine milli piyango çekilişi, yine Zeki Müren, ileriki yıllarda daha da artacak şekilde memleketimdeki arabesk trendinin doğal getirisi olarak Orhan Gencebaylı kutlamalara evrilmiş. Rahmetli Adile Naşit yılbaşı dileklerini belirtmiş. Ancak 90'ların başındaki tek kanal döneminin bitişi ve sanatkar skalasının Sibel Can'lara, Hülya Avşar'lara kayması, özel kanalların açılmasının daha çok, daha çok dansöz anlamına gelmesi falan tabi ki milli piyango çekilişini etkilememiş.Yani milli piyango ve dansöz olayı fiks. Bu arada 90'larda "seneye görüşürüz" esprisi dillere pelesenk olmuş.

 Vatandaş tarafı ise yine değişime fazla uğramadan alkolden, alınan-verilen hediyelerden, "Savaşların olmadığı sevgi dolu barış dolu bir yıl diliyorum efenim. Şerefsiz patron maaşlara zam da yaparsa dadından yinmez." mesajlarından ibaret olagelmiş. Velhasılı Yeşilçam'ın bile yılbaşı tasvirinde milli piyango çekilişi hakkında (ikramiye vuran biletin kaybolması gibi) yüzbinlerce senaryo bulabiliyoruz, 70'lerden beri süregelen değişimi bizatihi görebilme şansına sahip olabiliyoruz. Örneğin; bir yılbaşı temalı filmde Münir Özkul usta; pencerenin dibindeki masasında dışarıyı seyreder şekilde mütevazi mezesiyle beraber rakısını radyoda çalan Zeki Müren eşliğinde yudumlarken, bir yandan da yanıbaşında hasta yatağında yatmakta olan eşi Adile Naşit ile sohbet ediyordu. Bugün noluyor, barda diskoda yılbaşına özel 3 milimetre uzunluğunda etek giyen karılarla kop kop yapıp zil zurna sarhoş oluncaya kadar içiliyor. (şu cümleden sonra bir Nihat Hatipoğlu tarzı, bir cuma vaizi veren imam tandansı yakalamadım değil. heyecan yok, yazı o konuya dokundurmuyor. rahat ol.) Ertesi gün ise tümüyle ayılmaya ayrılıyor.

 ne güzel ablamızdın sen Uma abla 

 Yeşilçam tasviri ve bugünki olay arasında pratikte çok fark varmış gibi görünse de bence teoride ikisi aynı. Yılbaşı, alkol, müzik.. Hatta karılar. Ha ben ilkini tercih ediyorum ayrı. Zira gelecek hayali kadife pantolon ve başında Ecevit kasketi olan bir kombinasyon ile torun gezdirmek olan bir adamdan başkası veya fazlası beklenemez. He la he, en marjinal sizsiniz. Emekliliğinde yatınla dünya turu yapıcan sanki amına koyim...

 "Son 40 yılda Türkiyede değişen yılbaşı kutlama konsepti" konusunu sosyologlar master tezi olarak sunsun ancak sosyolog olmayan biri olarak benim bu konuda fazla bir şey diyecek durumum yok. Benim bu girizgahtaki meramım başka. Konu alkol, fakat bokunu çıkarmakla alakalı.

 Bu sene yılbaşına bir hastane köşesinde girdim a dostlar, gardaşlar... Bu yazıyı da bir hastane odasında koluma bir serum şişesi bağlı olduğu halde yağsız tuzsuz çorba ve patates haşlaması yiyerekten yazıyorum. Şaka ya şaka, bir problemim yok, şükür. Allah düşürmesin. Hastanede nöbetçi olan doktor arkadaşımı bir ziyaret edeyim, biraz takılırız sonra da eve gelip yılbaşını bilgisayar karşısında karşılarım, laptopuma sarılırım falan tarzı düşüncelerdeyken laf lafı açtı, öyle böyle oldu derken orada açtık yeni seneyi anasını satayım. Şimdi ben orada kösülmüş otururken taşak muhabbeti tarzı, arkadaşım gelen hastaları önce bana teşhis ettiriyor. Bi dakka, muayene etmiyorum tabi. Sonra bakanlıktan gelip adamın elinden almasınlar mesleğini. O da değil, sahte doktor diye çıkmayalım gazetelerin üçüncü sayfalarına. Şöyle hastayı gelişinden anlama tarzı bir geyik.

Abicim halsizlik var, yürüyüş sakat, burun kızarmış ve çeşme gibi, soğuk algınlığı bu..
Hacım belini tutuyo kas gevşeticiyi ver buna..
Öksürük var, yüzünde de bir acı çeken ifade. Demek ki boğazı da ağrıyor. Tanı: Üst solunum yolu enfeksiyonu.
Oha lan bunun her yerinde ağrı var. Bas iğneyi 0.7 novalgin + 0.3 avil dekort.
Amca 70 yaşında ama hala hemşire kızların götüne bakıyo. Bas buna lustral falan. Uçsun iyice pezevenk.

Muhabbet bu şekil.

 Fazla ayrıntıyı siktir et, saat gece 10 sularında bir adam getirildi oraya. Sarhoş dendi. Vermemiş sevdiceği dendi. Midesi bulanmış falan. Peki,ok. Sıkıntı yok olur öyle. Ancak ondan sonra hasta yakınlarından çıkan sözler beni patlamaya hazır bomba haline sokup, kendimi dışarıya atmama sebep olurken o sözler de şu idi: (sunay akın mode on)

- Dohtur bey bir saatte 1,5 litre şarap içti.

Vay babayın atayın.. Abi ben günde dört-beş litre pastörize su içen bir fil, bir su aygırı olarak, geçen yıllarda ülkede hasıl olan kuraklık ve susuzluğun tek müsebbibi olarak kendimi görmeme rağmen, o kadar zamanda bıraktım şarabı o kadar suyu bile içemezken bu adam nası becermiş lan bir saatte 1,5 litre şarap içmeyi? Hayır, bir de yılbaşında kaç galon alkol almayı düşünüyordun da saat 22.00 itibari ile bu kadarını hüplettin aga sen? What the fuck is your problem, dude? What the fuck are you doing? Who the fuck are you bastard, ha? What the, what the fuck are you talking about? Now, fuck off and die!



bu resmi arşivlerden gün yüzüne çıkaran sayın RSY beye teşekkürü bir borç bilirim. 

 Hacı abi kusmadık plastik tabak bırakmadı, anam anam mideeeemm diye inim inledi falan. Tıbben de sarhoş ayıltma için yapacak bir şey olmadığından anca orada yatırıyolar adamı. En son dayanamadım "olm sade kahve falan bişeyler verelim şuna da ayılsın siktirolup gitsin la adam" dedim.Gerçi bunu diyen sonrasına bunu da dedi :

"Abi şimdi mesela yılbaşı ya bugün. Yukarı katta yatalak olan hastaların odalar var demi? Mesela bi dansöz tutup oda oda gezdirsek bence onların %70'e yakını bugün taburcu olmak isteyeceklerdir. Özellikle kalp damar bölümü cana gelir, coşar."

Evet, birkaç sene sonra beni Cübbeli Ahmet Hoca'nın programından sonra Flash tv'de Ahmet Maranki'ye rakip alternatif tıp programı sunarken görürseniz şaşırmayın. Hücre zarlarınızdan öpüyorum.


Şimdi İstanbul'dan ismini vermek istemeyen bir izleyicimize bağlanıyoruz:

Ben: Alovv, naptın lan yeniyılda?
O: olm uyyom ya.
Ben: lan saat 5 am, ne uyuması mal
O: pm be
Ben: Hep karıştırıyorum amına koyim onu, ee nettin?
O: Abi hatırlamıyorum hiçbişi
Ben: Nası lan?
O: ya en son mekana başkası için gelen bi ambülansın önüne iki seksen uzandığımı ve gelen doktora hemşireye bende bişi yok dediğimi hatırlıyorum ben.
Ben: Oha! Oha demek istiyorum. Burası nası bi mekan? Birinin vücut çökmüş mekanın önüne ambülans gelmiş, başka birisi ki bu sen oluyorsun, ne amaca hizmet edecekse ambülansın önüne yatmış. Oğlum gecekondu yıkımında oluyor lan öyle şeyler? Vay avradını sikiyim insanlar neler yaşıyo, biz de burda portakal soyup tv'de milletin götüne başına bakalım.
O: abi kafam ağrıyo ya, hımfsss. az daha uyucam.
Ben: yat zıbar sikik yavşak.
dıt dıt dıt dıt

Diğer hadise, bu mekanlardaki uçmuş adam profili. Giriş 50-60 tl içki sınırsız buralarda..

Sarhoş: ver abijiiim, jack deniels şijeesiniii (sallanıyor)
Barmen: efendim yerli içkiler harici ücrete tabi
Sarhoş: kaj para (denge haline gelmeye çalışıyor)
Barmen: 160
Sarhoş: ver ver, seni kojaman öpüyoruum, gel öpüjem. yeni yılın kutlu olsuun abijim (denge-moment gitti, barmenin üstüne yığıldı)

 Yurt genelindeki 267.487 bar, disko mekanından 287.479 tanesinde bu diyaloglara şahit olundu.
Şimdi asıl muhabbete gelip çok klişe şekilde konuyu, yazı başlığına bağlayıp bitireceğim. Yılbaşı limitsiz tarifesinin seni dosta düşmana rezil eden, yanındaki adamlara da güzelim yılbaşını zehir eden bir şey olduğunu hala anlamadıysan benim diyecek birşeyim yok. İçme demiyorum hobi olarak yine iç ama alkol komasına girecek şekilde bokunu çıkarma be güzelim.

Buuuu geceee benim geceem, buuuu geceeee benim gecem
Cama vuran her damladaaaaaaa seni hatırlıyooooruuuum,
Ve sana yönelttiğim bu limitsiz eleştirileriiiiii

Hiç yorum yok:

}