Geçen günlerde Hürriyet'in verdiği haberde Türkiye'nin ABD'den Patriot Configuration-3 (PAC-3) füze sistemi alacağı kamuoyuna sunulmuş, kamuoyu da bunu en şabalak yönüyle tartışmıştı.
Devletin kurumlarını aşağılayıcı, mesnetsiz ve bilgisizce yapılan yorumları (!) gördükçe bu iş nedir, ne değildir konusunu irdelemek gerekir diye düşünüyorum. Mevzubahis proje Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın (HvKK) uzun menzilli bölge hava savunma ve füze savunma sistemi ihtiyacı kapsamında 2006 yılında başlangıç kararı alınan ve halen Savunma Sanayi Müsteşarlığı'nca (SSM) yürütülen T-LoRAMİDS projesidir.
Peki olayı ne bunun?
Şimdi bizim bu sikletteki sistemlerimiz 1950'lerin teknolojisini barındıran Nike füzeleri. Çağa uygun, günümüz tehdit ortamına cevap verebilecek, günün teknolojisiyle üretilmiş sistem tedariği söz konusu bu durumda. İhtiyaç var yani.. İhtiyaca binaen projelendirilme yapılmış, "Offset taahhüdü" ve "Türk Savunma Sanayi'nin sahip olduğu imkan ve kabiliyetlerden azami oranda yararlanılması" olguları kelimesi kelimesine son yıllarda birçok projede söylenegelen fiks şartlar olmak üzere içerisinde barınmaktadır kuvvetle muhtemel. Türkiye'nin tüm hava tehditlerine karşı müşterek bölge hava ve füze savunması sağlaması hedeflenen
T-LoRAMİDS'in İHA'lar, seyir füzeleri, AR (Anti-Radiation) füzeleri, stand-off hava-yer mühimmatları, TBM (Tactical Ballistic Missiles) tehditleriyle baş edebilecek kabiliyette olması isteniyor. Tabi savunma piyasasında son yılların en civcivli söylemi "Ağ Merkezli Harp" konseptine uygunluk da bir diğer istenen durum olsa gerek.
T-LoRAMİDS'in İHA'lar, seyir füzeleri, AR (Anti-Radiation) füzeleri, stand-off hava-yer mühimmatları, TBM (Tactical Ballistic Missiles) tehditleriyle baş edebilecek kabiliyette olması isteniyor. Tabi savunma piyasasında son yılların en civcivli söylemi "Ağ Merkezli Harp" konseptine uygunluk da bir diğer istenen durum olsa gerek.
Tarihçeye bakacak olursak;
SSM 1 Mart 2007'de Bilgi İstek Dökümanı (BİD) yayınlamış. ABD (Raytheon ve Lockheed Martin, Patriot PAC-2 GEM-T/PAC-3), Rusya Federasyonu (RosoboronExport, S-300 PMU2/S-400) ve Çin Halk Cumhuriyeti (CPMIEC, FD-2000) BİD'na cevap vermişler. Mart 2009'da Çin sistemi FD-2000 (HQ-9 ya da), Mayıs 2009'da ABD sistemi PAC-2/PAC-3 SSM ve HvKK personelinden mütevellit proje ekibi tarafından yerinde incelenmiş. Nisan ayında SSM, Rusya ve Çin'e Teklife Çağrı Dökümanı (TÇD), ABD'ye İstek Mektubu yollamış, firmaların tekliflerini 13 Temmuz'a kadar sunmalarını istemiş. Sonra bu süre Haziran ayında 13 Ekim'e uzatılmış. Bu arada proje için Teklife Çağrı Dökümanına (TÇD) birlikte cevap verecek ABD'li Rayhteon ve Lockheed Martin firmaları benim de bulunma fırsatı bulduğum IDEF 2009 Fuarı kapsamında düzenledikleri bir brifing ile ihtiyaca yönelik çözüm ve önerilerini kamuyouna duyurmuşlardı.
Şimdi kopan yaygara medyanın tüm bu yukarıda belirttiğim proje sürecini hiçe sayarak DSCA'nın ABD Kongresi'ne yaptığı bildirimi, ABD'nin "Abi mallar hazır, gelin alın" şeklinde bir davranışı olarak algılayıp, bunu da yine DSCA'nın Kongreye bildirdiği 7.8 milyar dolar ya da yaklaşık eşit 8 milyar dolar civarındaki rakamı ABD'ye trink ödeyecekmişiz gibi bir bakış açısıyla haberi servis etmesinden kaynaklanıyor. Bu ahval ve şeraitte bizim kahvehanede okeye dönerken memleket kurtarma yetisine sahip emekli tayfa da ağzına gelene giydiriyor.
Bu saçma habere dayanan cahil refkesli tepkisellik yurdumun en önemli hastalığı. Şimdi ben kahveye gidip bunları okeyci amcalara açıklayacak değilim...*
O yüzden buraya yazıyorurum zaten ;)
Buradaki olay DSCA (Defence Security Cooperation Agency) ve FMS (Foreign Military Sales) anahtar kelimelerinde bitiyor. Adamların mevzuatı gereği... Şimdi Türk Devleti "Olum kendi hükümetinizden izin alın, ondan sonra gelin" demiş. DSCA denen kurum da gitmiş "Değerli mebuslar/üyeler/vs, bakın biz şu ülkeye FMS yoluyla ABD adına ve ABD'nin ulusal çıkarlarına uygun şekilde bir silah satışı yapacağız, tüm olayları abarttım fiyatı da şu" diyerek Kongreyi bilgilendirmiş. Bu kongre bildirisi ;
• Türkiye'nin bu sistemi banko alacağı anlamına gelmiyor. (aslında almayacağı anlamına da gelmiyor)
• Bildirilen fiyat, tüm opsiyonlar şişirilerek oluşturulduğundan sistemin o fiyattan alınacağı anlamına gelmiyor.
• İhaleye girmeden olası pürüzleri şimdiden kaldırmak amacı güdüyor.
Fiyat konusuna değinmek gerekirse "tüm opsiyonların şişirilmesi" hadisesi ve 8 milyar dolar denen rakam, eğitim+yedek parça+destek+vs şeklinin en müsrif şekilde kullanılması olasılığı hesaplanarak oluşturulmuş rakama tekabül ediyor. Yani bu alım gerçekleşirse bu fiyattan alınmayacak. Çok daha az...
Her yazının bir sonuç bölümü oluyor. Adettendir diye ben de sonuç olarak diye başlayayım ve devam edeyim, “alım” diye henüz bir durum yok “alım olasılığı var”. Bu iyi anlaşılmalı. Şu durum da var mesela… Örneğin Brezilya, F-18 Super Hornet teyyaresi alımı durumu için yine aynı şekilde DSCA (ne menem bir kurummuşsun) kongreye bir bildiri sunmuş ama Brezilya Rio karnavalı kızları umarsızlığında Fransız Rafale teyyaresini seçmişti. Had safhadaki medya dezenformasyonunun, sistem/silah tedariklerinin Genelkurmay Başkanı'nın pazara çıkar gibi gidip "Hocam en son kaça bırakırsın" gibi bir ahval ve şeraitte olduğunu okeyci amcalara sandırması, devletin ilgili anayasal kurumları töhmet altında bırakmıştır maalesef. Kesin alım kararı ve bu proje için nihai sonuç ise çok büyük ihtimalle bu yıl sonunda SSİK toplantısı sonucunda çıkacaktır.
* Şöyle bir düşündümde acayip olurmuş lan aslında. Ayazda kalmış bekçi şeyi gibi dikilsem kahveye.. Heredot Cevdet misali başlasam anlatmaya “abilerim, ablalarım; şimdi şöyle böyle bık bık” diye… Okeyci amcalar tam bana “ne diyo la bu artiz” deyip bana dalacakken ben de Galileo gibi “beni assanız da dünya yuvarlaktır ve dönmektedir” şiarında topuklamaya başlasam filan...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder