ütüp ütüp kaçmak var mı lan..!
Çocukken gazoz kapakları ve misketlerin yanındaki en nadide eserimiz tasolarımız (Futbolcu kartlarımız vardı bir de, ama onun için aynı hisleri beslemiyorum ben, bi ara açıklarım*) Looney Tunes karakterleriyle normali, superi, megası, televizyonlusu.. Şu süzme yoğurt torbaları gibi şeffaf torbalarda taşınırdı bunlar genelde. E tabi ne kadar çok tason varsa arkadaş arasında veya ortamında o kadar da statü sahibi olurdun .. Yaşıt iki veledin düz ve pürüzsüz bir yüzey yakaladıklarında, Battal Gazi'nin "kancık kelleni ödlek bedeninden ayırmaya geldim Delibaş Alyon" bakışlarıyla doğrudan eline eldeliğini (ya da atmaşlık) alıp, "kaçlığına oyniycaz" kararı alındıktan sonra bu zımbırtıları yere dizip ters çevirmeye çalıştıkları çetin mücadelelerin tadı değme savaş filmlerinde, Boca Juniors & River Plate derbilerinde olmadı...
Tabi bu şeyler gökten inmiyor ya da yazın Kuran Kursu'nda cami hocası Kafirun Suresini en iyi ezberleyip okuyana hediye olarak taso vermiyordu. Sıfırdan başlıyıp kazanarak gelişiyosun. Ki iddia ediyorum buradaki gelişim hikayeleri dangalak kişisel gelişim kitaplarına konu olacak düzeyde hikayelerdir. Temel olarak cips alıyosun taso elde etmek için. Bakkal amcanın rahatsız edici bakışlarına maruz kalmamak için ise o cips paketini hızlıca yoklayıp tezgaha getirmek ise büyük bir hüner..(parasıyla değil mi, sanki çalıyoruz anasını satayım) Ya da cips paketinden taso elde etme başarım oranını 0.95-1.0 skalasında tutmak için "olm şu bakkal kızmıyomuş cipsiyi yoklamaya" istihbaratından hareketle 5-6 mahalle ötedeki söz konusu bakkala yol almak gerekiyordu. Takribi 7-8 kişilik bir bisikletli grubu ile. Öyle bir manyaklık...
İlk önce bir eldeliğin (benim ki bugs bunny'liydi mesela) var, ki bu profosyonel bir taso oyuncusunun herşeyidir, (donuna kadar ütülse bile bunu saklar, yandaki tefecilerden faizli borçlanıp taso alır, oyuna yine de devam eder ağlamaklı) bunu öyle bir yan bir atış açısıyla ve öyle bir kuvvetle atmalısın ki karşı taraf "kökülsün". Yoksa yerdeki tasolar havada 3-4 takla atıp ilk pozisyonuna döner, avucunu yalar, ettiğin küfürle kalırsın. Kısaca o gerek ve yeter kuvveti, belli bir açıyla sağlaman gerekiyor. Bu olay çok acayip mesela. Koca Newton mezarında ters dönmüştür diyeyim, o derece. Ciddi bir fizik problemidir çünkü. Bu oyunla birlikte adeta fizik kuramını yeniden yazan çocukların dershane ve okulda teneffüsten döndüklerinde öğretmenlerin bu harika diskleri hunharca kırmaları ve yakmaları ise ayrı bir anekdot. Bu minvalde eğitim sistemindeki mallığa dikkat çekmek istiyorum ben. Nice bir dönemin evlatlarını harcadınız lan. Eğer iyi değerlendirilseydik atom mühendisi bile olabilirdik. Bu da bir generation gap notu olarak kalsın...
7-14 yaş grubunun eve dönme zamanı eşiği olan akşam ezanında nice yenilgiye doymayan pehlivanın "az daha oynasak üterdim olm seni, korkak tavuk" nidası kaplardı sokakları. Marty Mcfly misali "Kimse bana korkak tavuk diyemez uleeeynnn" tarzında karşı bir duruş sergilemek ciddi riskler almak anlamına gelir. Zira "Mat-Kit Sayfa: 37-38 Kesirler, çalış", "Dergiden Sayfa : 8, oku" emir kipli ev ödevlerin ve gelmen için dakika sayan ailen evde beklemektedir. Bunları iplemeyip ev yolunu tutarsın. Arkandan da hala bağırışları duyarsın...
"ütüp ütüp kaçmak var mı lan..!"
* Futbolcu kartları. Taso ile benzer bir oyun. Ama kardeşim millete Klinsmann çıkarken, Maldini çıkarken, efendime söyleyim acayip ismiyle iğrenç esprilere konu olan Barça'nın kalecisi Zubizarreta çıkarken niye bana Takoz Recep, Alpay veya bizim Cimbom'un efsane (!) kalecisi Hayrettin kartları çıkıyordu ha, niye niye ? Allah belasını versin böyle şansın...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder